Son günlerde sağlık çalışanları yaptıkları farklı kampanyalar ile sesini duyurmaya çalışıyor. Özellikle sosyal medyada yaptıkları çalışmalar ile yıllardır ötelenen taleplerini dile getirip çözüm yolları arıyorlar.

Sağlık çalışanlarına bu süreçte verilen tavan ek ödemesinin fiyasko çıkması, çalışma barışını bozarak adaletsiz dağılıma sebep olması, çalışanlar arasında huzursuzluğa neden oldu. Öte yandan sağlık sektörü haricinde farklı meslek gruplarına sunulan ek ders ödemesi, pandemi primi vs. somut karşılığı olan düzenlemeler sağlık çalışanlarının gerçek manada sahipsiz olduğunu bir kez daha gün yüzüne çıkardı.

Bu olumsuz gelişmeleri haklı olarak en yüksek sesle sendikaların dile getirmesi ve çözüm yolları araması gerekiyordu, öyle de oldu. Ancak sendika başkanlarının bu haklı taleplerini iletirken sağlık teşkilatını diğerleri ile karşılaştırmak ya da öksüzlüğünü dile getirmek yerine sağlık teşkilatının vaz geçilmez unsuru doktorları hedefe almasının sahada yadırgandığı gözlendi.

Tüm teşkilatı kucaklaması, hizmetlisinden memuruna tüm çalışanların hak savunucusu olması gereken sendikalar maalesef bu teşkilatın lokomotifi doktorları düşman gösteriyor. Kendi içerisinde birlik olmayı beceremeyen bir teşkilatın haricindekilere karşı tek ses olması beklenemez.

Toplumda oluşan 3 maaş ikramiye aldılar algısının aksine; yan yana çalıştığı hemşire arkadaşı 1500 TL alırken kendisi eğitim durumundan dolayı 500 TL alması, yardımcı hizmetler sınıfında bulunanların hiç ek ödeme alamaması, hatta üniversite hastanelerinde çalışan personelin tamamının sıfır çekmesi adaletsizliktir, haksızlıktır, vicdansızlıktır. Ama unutulmamalıdır ki; doktorlar bizim düşmanımız değildir! Onlar bu orkestranın şefi, bu sistemin lokomotifidir!